Kısaca
Kaygı haftalar ya da aylar boyunca sürüyor, kaçınmaya yol açıyor ve okul, iş, ilişkiler ya da uyku etkileniyorsa bir anksiyete bozukluğu söz konusu olabilir. Bilişsel davranışçı terapi ilk seçenektir; gerektiğinde ilaç eklenir. Tedavi gören kişilerin büyük kısmı belirgin rahatlama yaşar.
Temel bilgiler
| Başlık | Bilgi |
|---|---|
| Sıklık | Çocukluk ve erişkinlikte en sık görülen ruhsal sorunlardan |
| Ana belirti | Orantısız, süreğen kaygı ve kaçınma |
| İlk seçenek tedavi | Bilişsel davranışçı terapi |
| İlacın yeri | Orta ve ağır tablolarda ya da terapiye yanıt yetersizse |
| Seyir | Tedaviyle çoğunlukla belirgin düzelme |
Kaygı ne zaman bozukluk sayılır?
Kaygı, tehlike karşısında bedeni ve zihni hazırlayan olağan bir duygudur. Bir sınavdan önce gerilmek, ilk kez yapılacak bir iş öncesinde heyecanlanmak ya da gece yalnız yürürken tetikte olmak beklenen tepkilerdir. Anksiyete bozukluklarında ise kaygı; gerçek tehlikeyle orantısız biçimde yoğundur, durum geçtikten sonra da sürer, haftalar ve aylar boyunca devam eder ve kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde kısıtlar. Kaçınma davranışları, yani korkulan durumlardan uzak durma, bu tablonun merkezinde yer alır.

Başlıca türler
| Tür | Öne çıkan özellik |
|---|---|
| Ayrılık kaygısı | Bağlı olunan kişiden ayrılma korkusu; çocuklukta sık |
| Yaygın anksiyete | Pek çok konuda durmayan endişe, kas gerginliği, yorgunluk |
| Panik bozukluğu | Ani korku atakları ve yeni atak geleceği korkusu |
| Özgül fobi | Belirli bir nesne ya da durumdan yoğun korku |
| Sosyal anksiyete | Başkalarınca değerlendirilme korkusu |
| Seçici konuşmazlık | Belirli ortamlarda konuşamama; okul öncesinde başlar |
Sosyal anksiyete bozukluğu ayrı bir sayfada ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Yaşa göre görünüm
Çocuklarda: Kaygı sıklıkla bedensel yakınmalarla, özellikle karın ve baş ağrısıyla kendini gösterir. Okula gitmek istememe, ebeveyne yapışma, yalnız uyuyamama, sık sık güvence isteme ve öfke patlamaları görülebilir.
Ergenlerde: Sınav ve gelecek kaygısı, sosyal kaygı ve panik ataklar daha belirgin hâle gelir. Kaçınma davranışları, okul devamsızlığı ve sosyal geri çekilme sık görülür.
Erişkinlerde: Yaygın endişe, panik ataklar, uykusuzluk, kas gerginliği, odaklanma güçlüğü ve iş yaşamında verimlilik kaybı öne çıkar. Bazı kişiler kaygıyı azaltmak için alkol ya da sakinleştirici ilaçlara yönelebilir; bu durum ayrıca dikkat gerektirir.
Neden ortaya çıkar?
Anksiyete bozukluklarında kalıtımsal yatkınlık, temkinli ve çekingen bir mizaç, beynin tehdit algısıyla ilgili sistemlerinin aşırı duyarlı çalışması ve yaşam olayları birlikte rol oynar. Ailede kaygı bozukluğu bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Kaygının sürmesinde ise kaçınma ve sürekli güvence arama gibi davranışlar önemli rol oynar: Kişi korktuğu durumdan kaçtıkça kısa süreli rahatlama yaşar, ancak korkunun gerçekçi olmadığını deneyimleme fırsatını kaçırır.
Tanı nasıl konur?
Tanı, kaygının türünü, süresini, şiddetini ve yaşam üzerindeki etkisini ortaya koyan ayrıntılı bir görüşmeyle konur. Standart ölçekler belirtilerin şiddetini belirlemeye yardım eder. Çarpıntı, nefes darlığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtiler ön plandaysa tiroid işlev bozukluğu, kalp ritim sorunları ya da kafein ve bazı ilaçların etkisi gibi tıbbi nedenler değerlendirilir. Depresyon, dikkat eksikliği ve madde kullanımı gibi eşlik edebilecek durumlar da gözden geçirilir.
Tedavi seçenekleri
Bilişsel davranışçı terapi
Bilişsel davranışçı terapi, anksiyete bozukluklarının tedavisinde etkinliği en iyi gösterilmiş yöntemdir. Terapide kaygının bedensel belirtileri tanınır, kaygıyı besleyen düşünceler sınanır ve kaçınılan durumlarla kademeli olarak yüzleşilir. Panik bozukluğunda bedensel duyumlara karşı duyarlılığı azaltmaya yönelik çalışmalar da yapılır. Çocuklarda terapi oyunlaştırılarak uygulanır ve ebeveynler sürece katılır.
İlaç tedavisi
Orta ve ağır kaygıda, terapiye katılımı zorlaştıracak kadar yoğun belirtilerde ya da terapiye yeterli yanıt alınamadığında ilaç tedavisi seçenekler arasındadır. Uzun süreli tedavide bağımlılık riski taşımayan ilaçlar tercih edilir. İlaç kararı, olası yararlar ve yan etkiler ayrıntılı olarak konuşulduktan sonra birlikte verilir.
Değer odaklı yaklaşımlar
Kabul ve kararlılık terapisi, kaygıyla savaşmak yerine ona rağmen değer verilen etkinliklere yönelmeyi hedefler ve özellikle süregen kaygıda iyi bir tamamlayıcıdır.
Günlük yaşamda neler yardımcı olur?
- Düzenli uyku ve fiziksel etkinlik
- Kafein ve enerji içeceklerinin azaltılması
- Kaçınma yerine küçük adımlarla yüzleşme
- Nefes ve gevşeme alıştırmalarının düzenli yapılması
- Endişeleri günün belirli bir saatine erteleme alıştırması
- Çocuklarda ebeveynlerin aşırı güvence vermeyi azaltması
Seyir ve erişkinliğe uzanım
Çocuklukta başlayan anksiyete bozuklukları tedavi edilmediğinde ergenlik ve erişkinlikte sürebilir, depresyon ve madde kullanımı riskini artırabilir. Erken tedavi bu riski belirgin biçimde azaltır. Tedavi bittikten sonra öğrenilen beceriler, ileride karşılaşılacak stresli dönemlerde de kullanılabilir. Stresli dönemlerde belirtilerin geçici olarak artması olağandır; bu durumda kısa hatırlatma görüşmeleri çoğu zaman yeterli olur.
Muayenede size neler sorulur?
Kaygıyla başvurduğunuzda doktorunuz şu konularda bilgi isteyecektir:
- Kaygı ne zaman başladı, hangi durumlarda ortaya çıkıyor?
- Bedeninizde neler hissediyorsunuz: çarpıntı, nefes darlığı, mide şikâyetleri, gerginlik?
- Nelerden kaçınıyorsunuz ya da çocuğunuz nelerden kaçınıyor?
- Uyku, iştah ve okul ya da iş yaşamı nasıl etkilendi?
- Kaygıyı azaltmak için neler yapıyorsunuz; alkol, sakinleştirici ya da başka maddeler kullanılıyor mu?
- Ailede kaygı ya da depresyon öyküsü var mı?
- Kafeinli içecekler ve kullanılan ilaçlar neler?
Çocuklarda ebeveynin rolü
Çocuklarda kaygının tedavisinde ebeveynlerin rolü çok önemlidir. Kaygılı bir çocuğun ebeveynleri, çocuklarını korumak için çoğu zaman onu korkulan durumlardan uzak tutar, sürekli güvence verir ya da onun yerine konuşur. Bu davranışlar sevgiyle yapılır; ama kaygının sürmesine katkıda bulunabilir. Ebeveyn danışmanlığı görüşmelerinde, güvence vermeyi azaltmak, çocuğun cesur adımlarını desteklemek ve kaçınmayı adım adım bırakmak üzerinde çalışılır.
Tedavi nasıl izlenir?
Tedavi süresince kaygı ölçekleri belirli aralıklarla tekrarlanır; kaçınılan durumlara geri dönülüp dönülmediği ve günlük yaşamdaki değişiklikler değerlendirilir. İlaç kullanılıyorsa etkinlik ve yan etkiler düzenli olarak gözden geçirilir. Belirtiler belirgin biçimde azaldığında görüşmeler seyrekleştirilir ve kişiyle birlikte, ileride kaygı artarsa neler yapılacağını içeren bir plan hazırlanır.
Okul ve iş yaşamı
Kaygı, okul ve iş yaşamında verimliliği belirgin biçimde etkileyebilir. Çocuklarda okul reddi, ergenlerde sınav kaygısı ve sözlü sunumlardan kaçınma, erişkinlerde ise toplantılarda konuşamama, yeni sorumluluklardan kaçınma ve sık izin kullanma görülebilir. Okulla ya da iş yeriyle, kişinin onayıyla, kademeli dönüş ya da geçici düzenlemeler planlamak tedaviyi destekler.
Sık sorulanlar
Panik atak çok korkutucu bir deneyimdir; ancak sağlıklı bir kişide kalp krizine ya da bayılmaya yol açmaz. Yine de ilk ataklarda bedensel nedenlerin dışlanması önemlidir.
Bağımlılık riski taşıyan sakinleştiriciler yalnızca kısa süreli ve sınırlı durumlarda kullanılır. Uzun süreli tedavide başka seçenekler tercih edilir.
Yatkınlık ailesel olabilir; ancak her çocukta görülmez. Ebeveynin kendi kaygısı için destek alması çocuğa da olumlu yansır.
Bazı dönemlerde artabilir; ancak terapide öğrenilen beceriler sayesinde çoğu kişi bu dönemleri kendi başına yönetebilir.
Psikiyatri doktoru tanı koyar, gerekiyorsa ilaç planlar ve terapiyi yürütür ya da uygun terapiste yönlendirir. Çocuklar için çocuk ve ergen psikiyatri doktoruna başvurulması önerilir.
Nefes çalışmaları kaygının bedensel belirtilerini yatıştırmaya yardım eder; ama kaçınma davranışları ve kaygıyı besleyen düşünceler sürüyorsa tek başına yeterli olmaz.